Kıl dönmesi (pilonidal kist, pilonidal sinüs) vücudun kıllı olan her bölgesinde görülebilir ancak en sık rastlanan ve medikal tedaviye yanıt vermeyen bölgelerden birisi kuyruk sokumu bölgesidir.

Kıl dönmesi başlarda bölgede sıradan bir sivilce veya çıban gibi ortaya çıkar, fazla önemsenmediğinden dolayı uzun süre sinsi bir şekilde ilerler.

kildonmesi nasil olur

Kıl Dönmesi (pilonidal sinüs veya kist) hastalığı teknolojinin ilerlemesi ile birlikte yaygın hale gelmiştir. Masa başı işlemlerin artması kuyruk sokumu bölgesindeki dökülen kıllar ve sakral bölgenin deri tahrişleri bir çok insanda kıl dönmesine neden olmaktadır. Önceleri bu hastalık daha fazla erkeklerde görülmesine rağmen günümüzde hastaların neredeyse %50’sini bayanlar oluşturmaktadır.

Kıl dönmesi hastalığı başlangıç evresinde çok basit bir cerrahi yöntemle giderilebilirken, ilerleyen safhalarda çok ciddi operasyonlar gerektirir. Ne yazık ki hastaların %80’i ancak ilerleyen aşamalarda tedavi amacıyla başvuru yapmaktadır.

Sebepleri

Kıl dönmesinin sebebine yönelik henüz kesin bir faktör yoktur ancak kişinin kilolu olması, vücudun kıllı olması, kuyruk sokumu bölgesinin gömük olması ve bu bölgeye uygulanan uzun süreli basınç (örneğin şoförler ve masa başı çalışanlar) durumları etiyolojik faktörler arasındadır.

Sivilce tarzında başlayan bu hastalık son safhalara gelindiğinde ise kuyruk sokumu bölgesinde şişlik, ağrı ve akıntıya neden olur. hastalar maalesef ancak bu aşamada medikal tedavi arayışına başlar.

Kıl dönmesi patolojisi

Bu aşamada şekilde görüldüğü gibi bölgede oluşan kesenin (kist) ağız kısmından dökülen kıllar ve diğer deri uzantıları vakum etkisiyle kesenin içine doğru çekilir ve orada enfeksiyon ve abse oluşumuna neden olur.

Belirtileri

Kuyruk sokumu bölgesinde şişlik, ağrı ve kötü kokulu akıntı. Bölgede biriken abse ciddi ağrılara ve bazen bacaklarda uyuşma ve kasılmalara da yol açar. Kesenin ağzı açıldığında ve abse boşaldığında ise rahatlama olur. Bu kısır döngü yıllarca tekrarlar ve hastalar geçici ve ilkel yöntemlerle bu durumu geçiştirmeye alışır.

Tedavisi

Bir defa kesinlikle unutulmamalı ki Kıl dönmesi bir hastalıktır, sivilce, akne, iltihap, enflamasyon, abse, irin, vb bir durum değildir.

Tedavi Yöntemleri

  • Ameliyatsız Yöntemler
    • Fenol Tedavisi
    • Lazer Plionidal Sinüs Ablasyonu
  • Cerrahi Yöntemler
    • Mikro Sinüsektomi
    • Açık Ameliyat
    • Kapalı Ameliyat (Flep)

Hastalar genelde geç evrelerde tıbbi destek talebinde bulunur. Bu durum da hastalığın tekrarlamasına ve hastanın hayat kalitesinin düşmesine ve beraberinde psikolojik sorunlara neden olmaktadır.

Bu gibi olumsuz durumlarla karşılaşmamak için hastaların tedavi öncesi hekimlerle fikir alışverişi içinde olmaları ve yapılacak olan tedavi yöntemiyle ilgili detaylı bilgi almaları gerekir.

Fenol tedavi yönteminde lokal anestezi altında Kıldönmesi bölgesine kristalize fenol uygulanır. Özellikle ilk evre ve komplike olmayan olgularda kullanılır. Bu yöntemle yapılan tedavilerde nüks oranı yüksektir.

Son yıllarda Neolazer iğneleri ile sinüs traktına girilip iltihaplı kanalı yok etmek mümkün hale gelmiştir. Fakat bu yöntem her hasta için geçerli değildir. İlk evrelerdeki kıl dönmeleri ve özellikle abse ve enfeksiyonun olmadığı olgularda daha başarılı sonuçlar elde edilebilir. Tekrarlayan vakalarda cerrahi yönteme geçilebilir.

Cerrahi Girişim

Eskiden cerrahlar tarafından o bölge (kıl dönmesi bölgesi) tamamen çıkartılıp açık yara olarak pansumanlara devam edilirdi (Açık ameliyat). Bu durumda yaranın iyileşme süresi çok uzun sürdüğü gibi (4-8 ay) tekrarlama riski de (nüks) çok yüksekti. Eski yöntemlerle yapılan ameliyatlarda tekrarlama (nüks) oranı %70 idi (her 10 hastanın 7’sinde). Günümüzde, bu yöntemler hala birçok cerrah tarafından uygulanmaktadır.

Primer eksizyon ameliyatı genelde kıl dönmesinin ilk evrelerinde yapılan bir ameliyat çeşitidir. Bu ameliyatta kıl dönmesi bölgesi küçük eliptik insizyonla çıkartılır ve geriye kalan normal doku yaklaştırılarak dikilir. Bu yöntem kıl dönmesi hastalığının ilerleyen aşamalarında uygulandığında tekrarlama riski neredeyse kaçınılmazdır.

Mikro Sinüsektomi yöntemi ise primer eksizyonun bir başka çeşitidir. Bu yöntemde küçük bir kesi (1-2cm) aracılığı ile kıldönmesi bölgesi etrafını saran kapsül ile birlikte çıkarılır.

Flep (yama) yöntemlerinin uygulanması ile birlikte bu oran çok ciddi bir şekildi düşürüldü. Son yıllarda flep çevirilmesi (yama) ile ameliyat olan 100 hastanın sadece 5-10’da tekrarlama görülüyordu (%5-10).

Kuyruk sokumu bölgesindeki orta hat oluğunu kaydırmak veya kaybetmek için bir çok cerrahi yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemlerin hemen hemen tamamında yama (flep=flap) uygulanmaktadır. Flep uygulaması ise kalça bölgesinden alınan temiz deri ve deri altı dokusunun bu bölgeye transfer edilmesidir. Flep uygulamasının başarı ve ameliyat sonrası tekrarlama (nüks) oranı ise cerrahın deneyim ve yöntemine bağlıdır.

İlerleyen kıl dönmesi vakalarında yapılacak ameliyatın en önemli amacı kuyruk sokumu (sakral) bölgesinde bulunan orta hat oluğunu kaydırmak veya tamamen kaybetmektir. Böylelikle tekrarlama şansı çok düşük olacaktır.

Modifiye-limberg-flep Ertan BEYATLI's Flap

2006 yılından bu yana uyguladığımız yöntem ise Limberg-Rohmboid Flap ameliyatının bir değişik versiyonudur (Modified BEYATLI’s Flap). Bu yöntemdeki en önemli modifikasyon ise gluteal (kalça) bölgesindeki orta hat çukurunu tamamen yana doğru kaydırmak ve insizyon hattının nötr ve gerilimsiz bir şekilde bölgeye uyarlamak olmuştur.

Op.Dr.Ertan BEYATLI tarafından yayınlandı

Genel Cerrahi Uzmanı, MD, PhD (Doktora), Avrupa Cerrahi Araştırmalar Derneği, Amerikan Akademik Cerrahi Derneği üyesidir → Hayat Hikayesi | İletişime geç

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir