Anasayfa / Endoskopi / Helicobacter Pylori Nedir Ne Değildir ? Gizli Tehlike

Helicobacter Pylori Nedir Ne Değildir ? Gizli Tehlike

H.Paylori

Geçtiğimiz son 30 yıl içerisinde bu organizma bir çok gastroduodenal (mide ve ince barsak) hastalıklarında tahmin ettiğimizdendaha çok büyük rol oynadığı ortaya çıkmıştır, örneğin kronik gastrit, peptik ülserasyon ve gastrik kanser (mide CA). Aslında bu organizma ilk olarak 1874 yılında Bricher tarafından dile getirilmiş ancak gerekli ilgiyi çekememiştir.

Nedir bu H. Pylori organizması ?

1980 yılında Warren ve Marashal tarafından başlatılan klinik çalışmalar sonucunda mide ve ince barsak hastalıkları ile Helicobacter Pylori organizması arasında çok ciddi bağlantılar tespit edilmiştir. 2005 yılında yaptıkları çalışmalarından dolayı Warren ve Marashal Nobel Tıp ve Fizyoloji ödülüne layık görülmüştür.

Helicobacter Pylori spiral şekilli, gereksinimlerinde çok titiz olan ve midenin mukus tabakası dışında zorlukla kültür yapılabilen bir organizmadır. Organizmanın en önemli karakteristiklerinden birisi de üreyi hidrolize edebilmesi ve güçlü alkali olan amonyak üretebilmesidir. Amonyak, midedeki hücreleri (antral G hücresi) negatif geri besleme döngüsü yöntemi ile etkileyerek Gastrin salınımına neden olur. Bu durum daha sonra hipergastrinemi ve gastrik asit hipersekresyonuna neden olur.

H.Pylori
H.Pylori

Organizmanın üreaz (üreyi hidrolize edebilme) özelliği sayesinde varlığı tespit etmek için bir çok test tarif edilmiştir, örneği 13C ve 14C nefes testi (breath test) ve CLO Hızlı Üreaz test kiti (Campylobacter-Like Organism). Ayrıca Helicobacter Pylori organizması Giemsa ve Ethin Starey Silver Stain yöntemleri ile de histolojik olarak tespit edilebilir. Toplumda bu organizmanın tanı ve takibi için nefes (üfleme testi veya gaitada antijen testinin yapılması güvenilirliği açısından uygun görülmüştür. Ancak organizmanın kesin tespiti için mide mukozasından alınan endoskopik biyopsi gereklidir. Dolayısıyla Helicobacter Pylori’nin tespitinde Endoskopi işlemini büyük bir rolü vardır.

CLO Testi nedir?

Hızlı ve  diyagnostik üraz testidir ve Latince’de (Campylobacter-Like Organism Test) ibaresinin kısaltmasıdır (yani Campylobactere benzeyen organizma testi). Helicobacter pylori (H.Pylori) teşhisinde kullanılır. Testin ana düşüncesi ise H. pylori tarafından salgılanan üreaz enziminin ürenin amonyak ve kanbon diokside (CO2) dönüşümünü katalize etmektedir.

CLO testin pozitif olma süresi mide mukozasının H.pylori yoğunluğu ile ilgilidir ve inflamasyonun derecesi hakkında bir bilgi vermez!

Helicobacter Pylorinin enzimatik etkisi sayesinde midenin iç tabakasında (mukus, mukoza) oluşan bozulma ve tahribat ve epiteliumun verdiği inflamasyon yanıtı bu organizmayla ilgili bir çok hastalığa neden olmaktadır.

Helicobacter Pylori’nin neden olduğu hastalıklar

  1. Gastrit
  2. Duodenit
  3. Peptik Ülser
  4. Özofajit
  5. Kolit
  6. Mide kanseri (mide CA)
  7. kronik dispepsi
Helicobacter Pylori
Helicobacter Pylori

Helicobacter Pylori’nin Tedavisi Nedir ? Nasıl tedavi edilir ?

Her bakteride olduğu gibi tedavide antibiyotikler kullanılmaktadır. Ancak Helicobacter pylori  güç tedavi edilebildiğinden tedavide birden fazla antibiyotik birlikte kullanılmakta ve tedaviye mide asidini azaltan bir ilaç ilave edilmektedir. Mide asidinin azaltılması antibiyotiklerin etkisini arttırmaktadır. Tedavide genelde üç ilaç kullanılır. Tedavi süresi 7-14 gün olmalıdır.

Tedavide verilen ilaçların çoğu hastada ciddi yan etkilere neden olabilir. Bunların arasında ağızda tat değişikliği, mide ağrısı, baş ağrısı, ekşime, bulantı, kusma, ishal, ciltte kızarıklık. Bu şikayetleri hemen hemen hastaların %60’nda görülmektedir. Ancak bu şikayetler ilaçları kullandıktan 48-72 saat sonra geçeceğinden ilaçların aksatılmaması şiddetle önerilir çünkü böyle bir durum ikinci denemede bakterinin tedavi şansını azaltmaktadır.

Tedavi edildikten sonra tekrarlar mı ?

Etkin bir tedavi uygulandığında bakteri %80-90 olasılıkla tedavi edilmektedir. Bakterinin tekrar midede görülme olasılığı ise çok düşüktür. Ancak maalesef ülkemizde bu bakteriyi tedavi edebilme olasılığı günümüzde %50-65 oranına düşmüştür. Bunun nedeni toplumumuzda antibiyotiklerin gelişigüzel kullanılması ve tedavide aynı antibiyotikleri ihtiva eden protokollerin tekrar tekrar kullanılmasıdır.

Eğer bir antibiyotik kombinasyonu ile bakteri tedavi edilemedi ise tekrar tedavide aynı kombinasyon kullanılmamalıdır. Farklı bir tedavi protokolü uygulanması gerekir. Başarısızlık durumunda uygulanacak ikinci denemede kullanılacak tedavi daha yoğun olacaktır.

©

error: Content is protected !!